AB 2012 Türkiye İlerleme Raporu yayınlandı.

 Aşağıdaki metinler http://www.abgs.gov.tr/files/AB_Iliskileri/AdaylikSureci/IlerlemeRaporlari/2012_ilerleme_raporu_tr.pdf adresindeki Türkçe çeviriden aynen alınmıştır.

  • İşçi hakları ve sendikal haklar konusunda, sendikalar ve kamu görevlilerinin toplu sözleşme yapmasına ilişkin mevzuat değiştirilerek kamu sektöründeki ilk toplu sözleşme uygulamasına imkan tanınmıştır. Bununla birlikte, yeni mevzuat, özellikle kamu çalışanları için grev hakkı, toplu sözleşme ve uyuşmazlıkların çözümünün yanı sıra, geniş kamu çalışanı kategorilerinin sendika oluşturma ve sendikalara katılmasına ilişkin kısıtlamalar bakımından AB müktesebatıyla ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleriyle tam uyumlu değildir.
  • Özel sektördeki sendikaların yasal çerçevesini değiştiren Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı henüz kabul edilmemiştir. Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, havacılık sektöründeki grevlerin yasaklanması amacıyla Mayıs ayında değiştirilmiştir. Bu değişiklik, Türkiye’nin iş mevzuatını, AB ve ILO standartlarından daha da uzaklaştırmaktadır. Çalışanlar, mevcut mevzuatta işçilere tanınan sınırlı haklardan her zaman yararlanamamışlardır ve sendika üyeliği nedeniyle işçilerin işten çıkarılması vakaları olmuştur. Devlet, sendikaların içişlerine sürekli olarak müdahale etmiştir. Sendikaların iş yavaşlatması ve gösteri yapması düzenli olarak kısıtlanmıştır ve bazı durumlarda güvenlik güçlerinin güç kullanmasıyla engellenmiştir. Birçok sendika ve sendika eylemcisi, polis baskını, suçlamalarla ve “terör faaliyetinde bulunma” iddiasından dolayı hapis cezalarıyla karşı karşıya kalmıştır". (2012 İlerleme Raporu, s.36)

4.19. Fasıl 19: Sosyal Politika ve İstihdam (2012 İlerleme Raporu, s.81-85)

  • "İş hukuku alanındaki AB müktesebatına uyum konusunda ilerleme kaydedilmemiştir. Genel itibarıyla, özellikle küçük işletmelerde ve tarım sektöründe kayıt dışı istihdamın yaygın olması, İş Kanununun etkili biçimde uygulanmasını engellemeye devam etmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının (ÇSGB) idari kapasitesini artırmak amacıyla personel alımına devam edilmiştir. Bakanlık, çocuk işçiliğiyle mücadele konusunda da adımlar atmıştır. (Bkz. Siyasi Kriterler)
  • Hukuki düzenlemeler bakımından, iş sağlığı ve güvenliği alanında iyi düzeyde ilerleme kaydedilmiştir. İş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili AB Çerçeve Direktifine uyum sağlamayı amaçlayan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Haziran 2012’de TBMM’de kabul edilmiştir. Ancak, Kanunun uygulamaya geçirilmesi kilit sorun olmaya devam etmektedir. Kapasiteyi geliştirmeye yönelik çabalara rağmen, sosyal tarafların katılmaması, çalışanların farkındalığının olmaması, işverenlerin ihmali, özellikle kayıt dışı sektörde yetersiz sağlık ve güvenlik koşullarına neden olmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği müfettişlerinin sayılarının ve kapasitelerinin artırılması gerekmektedir. Kayıt dışı sektörü göz önünde bulundurmayan resmi istatistikler, 2010 yılında, bir önceki yıla göre küçük miktarda bir azalma göstererek 62.903 iş kazası gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Ölümcül iş kazası açısından inşaat sektörü birinci sıradadır ve toplam ölümcül iş kazası sayısı AB ortalamasının oldukça üstündedir. Ölümcül iş kazası ve hastalıklarına ilişkin veri toplama sisteminin tamamen işler hale getirilmesi gerekmektedir. KOBİ’lere yönelik eğitim ve rehberlik faaliyetleri yoğunlaştırılmalı ve bu faaliyetlere ülke genelinde bütün riskli sektörler de dâhil edilmelidir.
  • Sosyal diyalog alanında sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. Kamu sektöründe ilk defa toplu sözleşme imkânı veren kamu görevlileri sendikalarına ilişkin yeni kanun, Nisan 2012’de kabul edilmiştir. Kamu görevlileri sendikaları konfederasyonunun sert eleştirilerine rağmen, nihai karar zorunlu hakem tarafından alınmıştır. Kanun, AB ve ILO standartlarını karşılama hususunda yetersiz kalmaktadır.
  • Özel sektörü düzenlemeye yönelik Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı, hâlâ TBMM onayını beklemektedir. Toplu sözleşme yapma barajının yüksek olması, toplu sözleşme yapma imkânını önemli ölçüde kısıtlamaya devam etmektedir ve bu durum, toplu sözleşme hakkının tam olarak uygulanmasına engel olmaktadır. Ayrıca, yetkililerin tüm sektörlerdeki çalışan sayısına ilişkin verileri paylaşmamaları, birkaç aydır hiçbir yeni toplu sözleşme görüşmesinin sonuçlanmamasına neden olmaktadır. Türkiye, grev hakkını aşırı derecede kısıtlamaktadır. Hükümet, Mayıs 2012’de sivil havacılık sektöründe çalışanları da grev hakkından mahrum bırakan kanunu kabul etmiştir. Söz konusu temel haklarını kaybetmelerini protesto eden 300’den fazla havacılık çalışanı, bu protestonun ardından işten çıkarılmıştır. Çalışanların söz konusu haktan mahrum edildiği sektörlerin sayısının artması, Türkiye’yi AB ve ILO standartları doğrultusunda sendikal haklara tam anlamıyla riayet etmekten bir adım daha uzaklaştırmıştır. Türkiye’de, mesleki kategorilerde veya belirli sektörlerde sendika kurma veya sendikaya katılma hakkı da aşırı derecede kısıtlanmaktadır; Savunma Bakanlığında çalışan sivil memurlar bu duruma örnek teşkil etmektedir.
  • Sendikal hakların uygulanmasındaki kısıtlayıcı yasal hükümler ve zorluklar nedeniyle, sendikalaşma düzeyi ve toplu sözleşme kapsamı oldukça düşük kalmaya devam etmektedir; kayıtlı işçilerin % 8’inin bu kapsamda yer aldığı tahmin edilmektedir. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Konseyi, 2009 yılından bu yana toplanmamıştır.
  • İstihdam politikası konusunda bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. 2011 yılında, işsizlik oranı % 9’a gerilemiş olup, küresel kriz sonrası yaşanan güçlü toparlanma ardından azalma eğilimi göstermektedir. Genç nüfus işsizliğinde geçtiğimiz yılda önemli ölçüde azalma görülmüştür, ancak istihdam kalitesi hâlâ sorun olmaya devam etmektedir. Genel istihdam ve işgücü katılımı artmıştır. Ancak, güneydoğu bölgesinde olmak üzere istihdam ve katılım oranlarına ilişkin bölgesel farklılıklar devam etmektedir. Son yıllarda gerçekleşen çok az bir artışla birlikte, kadınların istihdama düşük katılım oranı (2011 yılında % 28,8), hâlâ endişe kaynağıdır.
  • Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), kişiselleştirilmiş kamu istihdam hizmetleri sağlamak için özellikle iş ve meslek danışmanları almak suretiyle kadrosunu geliştirmeye devam etmiştir. 2011 yılında, kayıtlı işsizlerin yaklaşık % 16’sı aktivasyon önlemlerine katılmıştır. Ancak, hizmetlerin, sosyal bakımdan korunmaya muhtaç gruplara ulaşmadığına dair endişeler vardır. İşsizlik sigortasının sınırlı kapsamı ile bu sigortaya ilişkin kısıtlayıcı hak etme koşullarının ele alınması gerekmektedir (Bkz. Ekonomik Kriterler).
  • Türkiye, Kayıt Dışı Ekonomi ile Mücadele Stratejisi ikinci Eylem Planını (2011-2013) kabul etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, kayıtlı istihdamı teşvik etmek ve çeşitli vesilelerle kayıt dışı istihdamı tespit etmek için çabalarını artırmıştır. TÜİK, kayıt dışı işçilerin toplam çalışan sayısına oranında % 3,3 azalma olduğunu belirlemiştir; ancak, bu oran hâlâ % 40’a yakındır. Stratejik önlemlerin etkilerinin izlenmesi ve değerlendirilmesi zayıftır. İşsizlik sigortası ve ücret garanti fonu gibi mekanizmalarının yanı sıra, iş piyasası politikalarına ilişkin bağımsız değerlendirmelerin sağlanmasına da ihtiyaç bulunmaktadır. İstihdam politikaları konusunda Türkiye ile AB arasında politika tartışması devam etmiştir, ancak bu tartışmanın daha açık bir şekilde yapılandırılması ve geliştirilmesi gerekmektedir.
  • Avrupa Sosyal Fonu (ASF) hazırlıklarına ilişkin bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. IPA İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Operasyonel Programının yönetiminden sorumlu Program Otoritesi olan ÇSGB, AB tarafından finanse edilen ilgili operasyonların ihale, sözleşme ve mali yönetim konularına ilişkin olarak akredite edilmiştir. 2011 yılında otomatik taahhüdün kaldırılması kuralıyla hiçbir fon kaybedilmemiştir. Ancak, bir proje havuzunun oluşturulması sorun teşkil etmeyi sürdürmekte ve bu durum, fonların gelecekte kullanılamama riskini artırmaktadır. Daha etkili ve sürdürülebilir izleme ve değerlendirme sistemi kurulması gerekmektedir. Program seviye göstergeleri göz önünde tutularak, istihdam ve eğitim alanlarında tamamlanmış operasyonların değerlendirilmesine özel önem göstermek gerekmektedir.
  • Sosyal içerme konusunda az ilerleme kaydedilmiştir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, tek bir çatı altında daha etkin sosyal hizmetler sağlanması çalışmalarına devam etmiştir. Bununla birlikte, sosyal yardım ve yoksulluğun azaltılması için net bir politika çerçevesi henüz oluşturulmamıştır. Özellikle kırsal kesim ve çocuklar olmak üzere, ülke nüfusu yüksek yoksulluk riskine maruz kalmaya devam etmektedir. Çalışan yoksulluğu sorun olmaya devam etmektedir. Sosyal hizmetler ve kamu istihdam hizmeti arasındaki bağların güçlendirilmesi gerekmektedir. İlgili bakanlıklar arasında imzalanan işbirliği protokolü bu yönde atılan olumlu bir adımdır. Engelliler ve yaşlılar için evde bakım hizmetleri yaygınlaşmaktadır. Engelli kişilerin istihdam edilebilirliğinin artırılması sorun olmaya devam etmektedir. Korunmaya muhtaç gruplara ulaşmak için hedeflenen politikalar da dâhil, politikaları şekillendirme, uygulama, izleme ve değerlendirme kapasitesinin artırılması gerekmektedir. Türkiye ile AB arasında sosyal içerme ve sosyal koruma politikaları hakkındaki politika tartışması devam etmiştir, ancak bu tartışmanın daha açık bir şekilde yapılandırılması ve geliştirilmesi gerekmektedir.
  • Sosyal koruma konusunda bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. Mayıs 2011 ila Mayıs 2012 tarihleri arasında, aktif sigortalıların sayısı % 9’dan fazla artmıştır. Aynı dönemde sosyal güvenlik sisteminin kapsamı, % 84 seviyesinden % 86’ya yükselmiştir. Zorunlu Genel Sağlık Sigortası Sistemi, Ocak 2012 itibarıyla tamamen uygulanmaya başlamıştır. Yeni sistem, sağlık sigortasının kapsamını, bireyler ya da devlet tarafından ödenen katkılarla, gelir testi sonuçlarına dayanmak suretiyle nüfusun tamamına yaymaktadır. Yoksul vatandaşları kapsamak amacıyla getirilen “yeşil kart” sisteminin adil dağılımı konusunda tartışmalar başlamış ve bunun sonucunda da yeşil kart sistemi kaldırılmıştır. Bununla birlikte, sosyal güvenlik sistemi, büyük ölçüde artan sağlık giderleri nedeniyle artmakta olan açıkları rapor etmiştir. Emeklilik sistemindeki açıkla mücadele etmek amacıyla, aktif yaşlanma politikalarının kullanılması da dâhil olmak üzere, kayıt dışı işçilerin kayıt altına alınması, maaşların olduğundan düşük beyan edilmesinin önlenmesi ve sistemin etkililiğinin artırılması için çaba sarf edilmesi gerekmektedir. Genel olarak, Türkiye, sağlık sigortasının yeterliliği ve sürdürülebilirliği konusunda ilerleme kaydetmiştir. Bu alandaki çabalar devam etmelidir ve sosyal korumanın diğer unsurları için bu çabaların artırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
  • Ayrımcılıkla mücadele konusunda ilerleme kaydedilmemiştir. Kanun tasarısı, AB müktesebatında kapsanan ayrımcılığın bütün türlerini ele almamaktadır.
  • Kadın erkek fırsat eşitliği alanında az ilerleme kaydedilmiştir. Türk İş Kanunu, iş sözleşmesinden önce gerçekleşen durumlara uygulanmamaktadır. Bu durum, işe alımlarda ayrımcılık riskini artırmakta ve bu risk, şikâyet mekanizmasının olmaması nedeniyle iki kat artmaktadır. Çoğunlukla tarım sektöründe yaygın olan ücretsiz aile işlerinde çalışan kadın ve erkeklere ilişkin rakamlar arasında kayda değer bir fark bulunmaktadır. Ulusal istihdam strateji taslağında hedeflenen kadın istihdam oranı (% 35), beklenenin altındadır. Çalışma hayatı ile aile hayatı arasındaki dengeyi iyileştirmeye yönelik önlemler tam olarak mevcut değildir, mevcut bulunanlar ise toplumsal cinsiyet yaklaşımından ziyade çoğunlukla kadınlara odaklanmaktadır. Eşit iş için eşit ücret ilkesinin, iş hukuku kapsamına girmeyen sektörler de dahil olmak üzere tam olarak uygulanmasının hızlandırılması gerekmektedir. Sendikal faaliyetlerde ve ekonomik ve siyasi karar verme mekanizmalarında cinsiyet ayrımı devam etmektedir. Namus cinayetleri, kadına yönelik aile içi şiddet ve zorla yaptırılan evliliklerle mücadele konusunda daha fazla çaba gösterilmesi gerekmektedir. Kamu yönetiminde politika oluşturulması ve yasama faaliyetleri bakımından tam bir toplumsal cinsiyet yaklaşımı henüz geliştirilmemiştir. AB müktesebatı tarafından gerekli görülen eşitlik birimi henüz oluşturulmamıştır. Bu alanda hazırlıklar erken bir aşamadadır.

Sonuç

  • Sosyal politika ve istihdam alanında, düzensiz olmakla birlikte, bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. İdari kapasite iyileştirilmiş, sosyal güvenlik kapsamı genişletilmiş, işyerinde sağlık ve güvenlik konusunda yeni bir mevzuat ile kamu görevlileri sendikalarına ilişkin mevzuat kabul edilmiştir. Ancak, işçiler ve kamu görevlilerine yönelik sendikal haklar, AB ve ILO standartlarını karşılamak bakımından hâlâ yetersiz kalmaktadır. Yoksulluğun azaltılması için açık bir politika çerçevesinin oluşturulması, işgücü piyasası tabakalaşmasının azaltılması, kayıt dışı istihdamla mücadele edilmesi ile kadın ve engellilerin istihdam oranlarının artırılması konularında daha fazla çabaya ihtiyaç bulunmaktadır. Genel olarak, yasal uyum nispeten ileri düzeydedir."
   
© recepkapar.net